|
A MİLLİLER 9 Ay, 3 Hafta önce
|
Karma: 0
|
Miliyetçi Yaczıcıoğlu Bölücü PKK'lılarla sohbette.
Ne diyelim Allah muhabbetinizi arttırsın
1999 seçimlerini bölücü başı Abdullah Öcalan'ı asarız şeklinde sarf ettikleri sözlerle hükümet ortağı olan MHP, yaklaşık dört yıllık iktidar ortaklığı döneminde asamayarak bu konudaki kararlılığını da göstermiş oldu. Kaldı ki, TCK'dan idam cezasının kaldırılması kararının meclise gelmeden önce adalet komisyonunda tartışılmıştı. Bu komisyondan geçmemesi için sözde gayret eden MHP'liler komisyonda altı kişi olmalarına karşın red oyu kullanmadılar. Komisyonda 23 üye bulunuyordu. DSP'nin 7, ANAP'ın 3, SP'nin 4, DYP'nin ise 3 üyesi vardı. SP ve DYP'lilerin hepsi red oyu verdi, ANAP'tan bir kişi red oyu verdiğine göre, 8 red oyuna karşılık 9 evet oyu çıkmıştı. Eğer MHP'liler de red oyu kullanmış olsaydı Apo'nun işi o gün bitiyordu.
Çok eskiye gitmeye gerek yok. Bahçeli geçen seçimlerde Meclis'e girdikten sonra, Meclis'te kutlanan 23 Nisan töreninde DTP'lilerle sarmaş dolaştı. Parti liderlerinin fotoğrafları çekilirken, parti lideri olmadığı için kareye alınmayan Ahmet Türk'ü yanına almıştı. İlk Meclis fotoğrafları çekilirken de arka sıralarda gördüğü Hasip Kaplan'ı yanına çağırarak Meclis'in renklerini tamamlamıştı.
80 öncesinde "sokağa inip" ülkeyi kan gölüne çeviren MHP, bugün Türk milleti PKK'ya karşı "sokağa inince" provokasyona gelmeyin çağrıları yapmaya başladı.
Ruhuna el fatiha...
Ertuğrul Gazi'nin mi,
Cumhuriyet'in ve milliyetçiliğin mi?
ABD'nin "Seçimde ABD karşıtlığını kullananı hoş görmeyiz" açıklamasının ardından paniğe kapılan MHP hizaya geldi ve bizzat Devlet Bahçeli'nin ağzından 2 gün sonra adeta özür diledi: "ABD ikna edilir, Kuzey Irak"a girilir."
MHP Milletvekili Kemalettin Nalcı: Hasip Bey, 18 yıldır Tekirdağ'da yaşıyorum ve oradan milletvekili oldum. Sizin hanım da Trakyalı. Yani hemşeriyiz. Sizin için MHP'de açık kapı bırakıyoruz. Bize gel.
Hasip Kaplan: Bu hiç kolay değil, çünkü bizim elimiz iki yapmaya alışmış, üç yapmayı beceremeyiz!
Kemalettin Nalcı: Olsun, biz sana geliriz.
Hasip Kaplan: Sayın Bahçeli ile Meclis'te sıcak diyaloğumuz oldu. Bu fotoğrafları herkes gördü. Hatta İmralı da görmüş. O nedenle hiç kaygım yok.
Kemalettin Nalcı: Biz seni ocağa da götürürüz. Çay ocağına değil tabi ki ülkü ocağına.
Sormak lazım Bahçeli'ye... Daha önce birbiri ardınca şehit cenazeleri gelirken yaptığı gibi, elinde Türk bayrağıyla sokağa çıkmak isteyecek Türk'e yine "Aman sokağa çıkma, aman provakasyona gelme!" deyip engelleyecek mi? Türk'ün milli dulgularına ABD emriyle yine ket vuracak mı? Peki kardeşlik? Meselenin "kaynaşma ve kardeşlik"le ilgisi olmadığını söylerken bahsettiği "kardeşlik"le, "Kürtçe konuşan kardeşlerimiz ayrılmak istemiyor" sözlerindeki "kardeşler" aynı mı değil mi? O "Kürtçe", Diyarbakır kongresinde MHP il başkanının konuştuğu Kürtçe'den farklı mı değil mi? Peki bugün "İmralı Canisi" dediği Apo'yu İmralı'ya atan ortaklardan biri kendisi değil mi?
Bir tek Türk bayrağının olmadığı, her yerin sarı-kırmızı-yeşil renklerle donatıldığı mitingde atılan sloganları hatırlayın Sayın Karayalçın? Apo posterleri arasından yükselen "Biji Serok Apo", "Gençlik Apo'nun fedaisidir" sloganlarının atıldığı mitingte yaptığınız konuşmayı unutmuş olamazsınız! Biz hatırlatalım. Karayalçın, bol bol Türk-Kürt kardeşliği edebiyatı yaptıktan ve "bölge"de yaşanan acılardan söz ettikten sonra ne demişti: "Sloganlarınızı alıp Ankara'ya götürmek istiyorum"
2004 seçimlyeri öncesinde DEHAP'la ittifak yapan Karayalçın'a karşı Baykal, aday listelerini Apo'nun hazırladığını iddiaediyordu. Baykal acaba 2004'ten bugüne Karayalçın'ın değiştiğine inanıyor mu?
Deniz Baykal'ın talimatıyla akademisyenlerle görüşülerek hazırlanan yeni raporlardan ilki daha önce de CHP'ye Kürt raporu hazırlamış olan Prof. Ahmet Özer'den geldi. Ancak CHP yetkilileri hazırlanan raporun CHP'yi bağlamadığını şimdilik ileri sürseler de, rapor içerik bakımından SHP döneminde Deniz Baykal'ın da Genel Sekreter olarak büyük katkı sunmuş olduğu 1989 tarihli Kürt raporuyla benzerlik taşıyor. Rapor, özellikle ana dilde eğitim, Kürtçe yayın, Kürdoloji enstitüsü, Anayasal reform, genel af, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve özerklik, silahların susması. DTP'nin muhatap alınması gibi PKK taleplerinde de görülen başlıklar içeriyor.
Dün Talabani'nin konuşmasına bile tahammül edemeyen Baykal, bugün Talabani'nin Irak davetini kabul ederken bunu "milli görev" olarak gördüğünü söylüyor. Talabani'yi en çok eleştirenlerden birisi olduğunu söyleyerek daveti kabul eden Baykal'a sormak lazım. Madem adamla aynı fikirde değilsin, madem en çok eleştiren sendin, ne diye şimdi daveti kabul edip Irak'a gidiyorsun?
Tayyip PKK konusunda DTP'ye çıkışsa da, aslında bu da danışıklı bir dövüştür. Sanılanın aksine AKP, DTP'den memnundur. DTP, AKP'ye tercüman olmaya çalışıyor! AKP söyleyemediği birçok şeyi DTP'ye söylettirerek; tartışılmasını istediği konuları gündeme getirmektedir. DTP'nin de, AKP'nin de arkasında ABD vardır. İkisi de bir merkezden yönetilmekte, ikisi de Kürtçü, ikisi de Kürt-İslamcıdır. İki partinin aynı söylemleri dillendirmesinin nedeni köken birliğidir.
Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere, DTP'nin kapatılmasına karşı çıkanların ana dayanak yaptıkları tezlerden biri, DTP'nin kapatılması durumunda tüm DTP'lilerin PKK'ya katılacakları, örgütün militan kazanma şansının artacağı üzerine kuruludur.
|
|
|